20.09.2010

yolun nereye çıkıyor kader?




Bazen şer gibi görünenin hayıra, hayır gibi görünenin şere dönüştüğünü düşünsem de biliyorum ki bazı şeyler hiç değişmeyecek.
Başımda (37 yaş!) kavak yelleri; kollarımda beni, hayvan bile diyemeyeceğim bir çapsız, seviyesizi öldürmeye çalışırken, zapta uğraşan iki (üstelik taraf olan ve bunu haksız olandan yana kullanan) polis memurundan yadigar morluklar ve sızılar; dünya bile tersine dönebilir ancak bu bağnaz toplumdan bir bok olmaz düşüncemin artık kemikleşmiş olması; mapus damlarında çürümeme ramak kalan gecenin sabahında,sabahın bir köründe kapısına dikilen polis ve jandarmaları görünce annemin kaza geçirip öldüğümü düşünerek ağlamasının bende yarattığı şaşkınlık; kız kardeşin, kendini 9 ilde yapılmış olan bir operasyonun sonucunda yaka paça tutuklanan, saatlerce sorgulanan eşini sabahtan akşama kadar emniyetin önünde ağlayarak beklemiş olduğunu duymuş olmanın yarattığı şok, olayla herhangi bir bağlantısının bulunmadığının ortaya çıkmasıyla yaşanan buruk sevinç; kendileriyle aynı eğitimi almış olduğum halde aynı haklara sahip olamadığım öğretmenlerin okulda olup da benim burada bilgisayar başında vakit geçiriyor olmamın yarattığı tarifi mümkünsüz iç sıkıntısı, bu yıl çalışabilecek miyim acaba tedirginliği vs vs vs.

siz bilmiyorsunuz fakat değişmeyen/değiştirilemeyen "Aslankaya yazgısı" diye bir şey var bu dünyada, bizimle yakın ilişki içinde olanları da içine alan. ve ben onun taaa içine tükürüyorum bugün, daha da bir şevkle üstelik.
Uzun uzun yazmak istedim önce şu son bir haftayı, sonra da vazgeçtim.
Sonra da kısa geçeyim istedim. Ve ilk kez hiç düzenlemeden, cümleler, konular arası bağlantı gözetmeden yazdım. ve sanırım gene rahatlamadım.
Üstelik az önce, tam da bitirmek üzereyken yazımı, maliyeden de geldiler, diğer kız kardeşin eşi sebebiyle.

gülsem mi, ağlasam mı, ya da ne bok yesem bilemedim ben şimdi.

ayhhh, hayat çok zor, dimi arkadaşlar!!!


5 yorum:

Adsız dedi ki...

hayat da zor..
b dönem her açıdan daha da zor hale gelmekte..
son kabusu maliye tecenin.. kazandibi yapacağız diye.. vatandaşı mahvetmekteler..

geçmiş olsun diyorum.. şefkatle kucaklıyrum..
tez elden iş başı diliyorum..

ve.. anlamasam da.. yine de.. seni delirtip boğazına sarılttısa da.. morluklara şükür.. iyi ki tamamlanmamış o etlemin diyorum.. yine de.. sana vereceği zarar nedeniyle elbet..
olacaksa şöyle planlı programlısından olsun..
diyorum..
aslında ne dediğimi bilmiyorum.. öyle işte yazıyorum..
ama bak gerçekten sıkı sıkılıyorum sarılıyorum.. bu doğru işte..

atalet..

oyumben dedi ki...

Sanırım hayat zor olduğu için yaşamaya değer.

Sevgi Gibi dedi ki...

canım ataletim, şu yazmış olduğun şeyler o kadar iyi geldi ki...

Oyumben, yeterince küfür etmişim yazımda. fazlasına gerek yok dimi ;)
(sana değil elbette ki, yaşamaya asla değer bulmadığım o yok olası hayata...)

hasret senfonileri dedi ki...

En güzel tesellinin anlatılanı sadece dinlemek olduğunu söylerim hep.. Sadece dinlemek değil elbette, dinlediğini de anlamak! Ama bazı durumlarda sessizce dinlemenin ve kat be kat yüreğin derinlerinde anlamanın bir işe yaramadığını, paylaşmak gerektiğini, birlikte küfretmenin, ağlamanın, hatta bozulan sinirler nedeniyle ağlamanın kardeşi olan birlikte gülmenin... GÜZEL BİR TESELLİ olduğunu da iyi bilirim sevgili Sevgi'm..
Bir senaryo kurguladım hemen ve senin boynuma dolayacağını düşündüğüm kollarını morartanı, doğduğuna pişman ettiğimi kendisini bir halt zannetmesine sebep olan gereksiz uzuvlardan kurtardırdığımı ve onu kullanılmak üzere ortalığa salıverdiğimi hayal ettim..
Sebep her ne idiyse ve her ne olursa olsun, seni üzeni misli misli üzmesi için o ilahi güce dua ettim..
Keşke yanında olsam dedim içimden.. keşke yanımda olsaydı dedim..

Sevgi Gibi dedi ki...

ah öğretmenim nasıl mutlu ettiniz beni.
o an, kendimi hiç hissetmediğim kadar çaresiz hissedip öfkemden ağlarken ne çok isterdim başımı omzunuza yaslamayı bilemezsiniz.
çok teşekkür ediyorum; kuru bir teşekkürün çok ötesinde duygularla.