7.10.2010

benim de yeni eğitim öğretim yılım hayırlı olsun (nihayet;)

Nerede kalmıştım? İşimle ilgili bilgi verecektim sahi. Tamam, verelim o halde.
Baştan başlayayım ama kısa keseyim zira işle birlikte gribi de kaptım üzerinize afiyet.

Günlerden: Cumartesi 
Mekan: Mutfak

Ben: Ya Salih ben hiç iş bulamayacak mıyım?
Salih (kardeşimin eşi): Üzülme abla, çıkar bir iş.
Ben: İyi de ne zaman, nerede?
Salih: Dur ben bir müdürümü arayayım. Belki dershanede öğretmene ihtiyaçları vardır.
Konuştum, yarın dershanedeymiş. Gelsin diyor.


Günlerden: Pazar 
Mekan: T.... dershanesi

Salih bir şeyler anlatıyor, arada ben de söze giriyorum, sonra müdür anlatıyor, ben dinliyorum. İkisi bir şeyler konuşup gülüşüyor, anlamıyorum ama onlara eşlik ediyorum, bir yandan da "gülüyorum ama bir de neye güldüğümü bilsem" diye düşünüyorum.
Sonra müdür kişisel sorular soruyor bana, yanıtlıyorum ve konuşma şöyle devam ediyor:

Müdür: Şu an için okulda da dershanede de İngilizce öğretmenim var. Okula ikinci dil olarak Almanca'yı getirebiliriz ancak bunu önce ortaklarımla konuşmam gerekiyor. Bir hafta içerisinde netleşir sanırım durum.

Ben: (aha bu da olmadı işte düşüncesinde,omuzlar çökük, yüzde sahte bir gülümseme) İlginize teşekkür ediyorum, iyi günler.
deyip çıkıyorum. Yolda Salih'in başının etini yiyorum. İşi arabeske bağlıyorum, konuşuyorum da konuşuyorum. Aniden yağmur bastırıyor, iki dakika sonra da diniyor. Şemsiyemi kapatır kapatmaz yüzüme güneş vuruyor, hiç aklımda yokken gülümsüyorum aniden. "hayat böyle bir şey işte dimi Salih" diyerek felsefe yapıyorum, onaylıyor beni Salih. "Üzülme abla" diyor. Alışveriş yapıp eve gitmek üzere belediye otobüsüne biniyorum. Camdan dışarıya, insanlara, arabalara, Haydarpaşa'ya giden trene bakarken ne hissettiğimi düşünüyorum birden. O kadar karışık ki içim, ben bile tahlil edemiyorum, vazgeçiyorum bunu yapmaktan. Sonra Tuba geliyor yanıma, öpüyor beni "Öğretmenim çok özledim sizi" diyor, içim burkuluyor. Derken telefon çalıyor. Salih "yeni işin hayırlı olsun abla, salı günü başlıyorsun işe. 12 de okulda ol" diyor. "Nasıl yani?" diyorum. Anlatıyor.



Günlerden: Salı
Mekan: T.... Koleji

Müdür: Size şimdilik 6 saat Almanca dersi açtım Sevgi hanım. 3 saat daha eklemeyi düşünüyorum. Hatta ana sınıflarına da ders verebilirsiniz ilerleyen zamanlarda. Bu yıl böyle idare edelim, seneye çoğaltacağım ders saatlerini. Hem o zaman kadrolu öğretmenimiz de olursunuz diyor. Bundan mutluluk duyarım diyor.
Bundan önceki kolej deneyimime bağlıyorum tabi ki ben onun bu "mutluluğunu."
Önceki deneyimime dayanarak kolejlere karşı oluşmuş olan önyargımdan bahsediyorum müdüre. Bu tür kurumların eğitimden ziyade ticarethanelere dönüşmüş olmalarından, velilere gebe olma durumdan ve rahatsızlık duyduğum bir dolu şeyi daha söylüyorum. Rahatlatıyor beni (ki kendisi alışık olduğum hiç bir müdüre benzemiyor zaten), öyle bir durumun söz konusu dahi olamayacağını söylüyor. İnanmak istiyorum.
Zümre arkadaşımdan da aynı şeyleri duyuyorum. Gene inanmak istiyorum.
İlk dersime giriyorum ve bu sefer inanıyorum söylenenlere :))
Sonra öğretmenlerin çalışma sistemlerine bakıyorum. Ben bunları devlet okulunda da yapıyordum zaten deyip iyice bir rahatlıyorum.
Sonuç olarak: ders saatim az olsa da kendi branşımda çalışıyor ve okulumun ilk Almanca öğretmeni olmaktan dolayı çok ama çok memnunum. Dilerim  böyle de devam eder (lütfen amin deyiniz ;)
Kısa kesmişim, evet :)

8 yorum:

Adsız dedi ki...

çok sevindim sevgi..
bi de kolejlerde veli kaprisimi oluyomuş..

e ben niye hiç yapmadım..=P

valla ben genellikle..
paramla rezil olanlardan oldum da..
=D..

hatta 20lik bi tokat bile yeişti de..
ben sadece öğretmene şiddete hayır fikrimi aktarabilmiştim..
bi de 2oliğe..
ülen dayak yiyecektiysen ben seni verirdim devlet okuluna..
bedava bedava yerdin dayağını muntazam diye fırça atmıştım..
bunu da buraya yazdım..
içimde kalmıştır o tokatın acısı..
gerçekten..

ama senin sonunda işinin istediğin gibi oluşmasına sevindim..
kendi başına bi zümre oldun şimdi..
dilerim tez vakitte..
bir de.. kadrolanasın..
aha bak in2ikas da yaptım..
hayal de ettim seni kadro belgelerini doldurur..
dosyana koyarken..
iş çokluğundan yakınır..
kağıt okumam lazım bilog diye yazarken..
=)

atalet..

Sevgi Gibi dedi ki...

Bir kolejde çalışmanın en iyi yönü dayak yiyen çocuk görmek zorunda kalmamam diye düşünürüm hep. öğrencinin kulağını çekti diye bir öğretmenin görevine son verilmiş hatta. bazılarına çok sert gelebilir bu durum ancak bence oldukça yerinde bir karar olmuş. dayak hiç bir şeyin çözümü olmadığı gibi çocukta bir çok problemin de başlangıcıdır çünkü. devlette çalışırken de yapmadım hiç bunu, ki yapsam eminim ki problem çıkmazdı ama ben kıyamıyorum onlara ataletcim. hem o kadar çok ceza yöntemi var ki, üstelik daha çok işe yarayan. keşke fakülteyi okuyan herkesi öğretmen yapmasalar.
sen ve 20 lik için kötü bir deneyim olmuş bu, hayatındaki ilk ve tek tokattı sanıyorum ki. üzüldüm gerçekten. ha ama ben senin gibi nazik olamaz o okulu o öğretmenin başına yıkardım o ayrı bir mevzu :))
bütün iyi dileklerin için çok teşekkür ediyorum. İnikas çok iyi geldi :))

şafak dedi ki...

amin : )
das is şön : ) diyorum
ha doğru yanliş ben bilmem
bildiğim tek almanca bişi bu hemen öğretmenlik taslama : )
hoş zaten bu da nasıl aklımda kaldiysa bilmiyorum : )
sürekli
şöön şönnn diyen konulu alman filmlerinin bi armağanı olabilir sanirsam : ))
neyse, en azından birilerinin hayatında bişeylerin yolunda gidiyor olduğunu işitmek
güzel
hep böyle keyifli kal, dilerim : )

Sevgi Gibi dedi ki...

hahaa anladı ben onu:)) (sararım artık ben buna ;))
neyse, ben böyle içime Pollyanna kaçmış modunda yazıyorum ama sırf kendimi "rahatlatmak" için yapıyorum bunu.
ayh, hayat güzeldir diyelim ve kapatalım bu konuyu.
sağ ol ve senin havadisler daha keyifli olsun diliyorum ben de :))

oyumben dedi ki...

Her şey gönlüne göre olsun.

Sevgi Gibi dedi ki...

teşekkür ederim, hepimizin öyle olsun :)

hasret senfonileri dedi ki...

Kapıda yığılma fazlaymış.. bu nedenle "yukardaki" alımları durdurmuş!!!
Böylelikle ben .. kapıdan dönmüş olarak ilk senin sayfandayım .. sana sarılmaya, kutlamaya ve seninle gurur duyduğumu söylemeye geldim genç meslekdaşım..

Sevgi Gibi dedi ki...

Ne iyi etmiş, ne iyi olmuş!!!
Hoşgeldiniz Öğretmenim, çok ama çok mutlu ettiniz beni ... bir gün ben de aynı şeyi yapabilmeyi diliyorum!!